Açık Kapı

Starbucks fal da bakar mı?

Apr 06
Yorumlar

Merhaba sevgili dostlar,

Daha önce Sabah Business dergisinde çıkan makalem, tekrar Studios Arkamarka dergisinde yayınlandı. Güzel bir mizanpaj içerisinde sunulan yazıyı ve yayınlandığı siteyi sizlerle buluşturmak istedim. Umarım dergideki diğer yazıları da beğenirsiniz ve bundan sonra da takip edersiniz.

Dergiye ulaşmak için: studios.arkamarka


Posted in Genel

Pazarlama Dünyası ile bir söyleşi

Apr 06
2 Yorum

Bu ay Pazarlama Dünyası beni misafir etti ve bir söyleşi yaptık. Benim için çok keyifli bir söyleşi oldu. Umarım sizler de keyif alırsınız. Bir kısmını buraya da aldığım söyleşinin tamamına Pazarlama Dünyası sayfasından ulaşabilirsiniz.

“Postmodern Pazarlama”, “Pazarlama İletişimi Yönetimi”, “Tüketici Davranışı”, “Tüketim Kültürü” ve “Satış ve Pazarlamada Müşteri İlişkileri Yönetimi” gibi birçok pazarlama kitabı yazdınız. Bu kitapları yazmaktaki amacınız nedir?

 

Belki de açıklamak isteyip de açıklama fırsatı bulamadığım bir soruyu bana sorduğunuz için teşekkürler. Tüm bu kitapları yazmaktaki temel amacım, konusunda öncü olma isteğim denilebilir. Bilemiyorum, belki özgeçmişimdeki açıklamalarım buna ışık tutabilir. Yetiştiğim dönemin toplumcu değerleri, ailemin önder eğitimcilerden olmaları, devlet bursu ile eğitimimi tamamlamış olmamın etkileri var zannediyorum. Bunların hepsi, sanki bana büyük bir sorumluluk ve görev yüklüyor ülkeme daha çok hizmet üretmem için.

Buna bağlı olara ben de, ülkemde kendi dilimizde diğer ülkelerdekinden daha az kaliteli olmayan içerikte kitaplar sunabilmeyi hedefledim ve bunu da gerçekleştirdiğimi zannediyorum. Ülkemin her tarafından ve kardeş Türk Cumhuriyetleri’nden aldığım dönütler, bu konuda beni çok mutlu ediyor ve yüreklendiriyor. 

 

Hayatının büyük bir bölümünü pazarlama bilimine adayan Yavuz Odabaşı’na göre pazarlama nedir?

 

Her şeyden önce bir yaşam bilimidir, yaşayan bir bilimdir. Aynı zamanda da bir sanattır. Akıl, bilim, sanat ve duygulardan oluşan bir uygulama ve bunu açıklamaya çalışan bir bilimsel alandır. Yaratıcılığa, yenilikçiliğe ve rekabete dayanan bir düşünce ve uygulamadır. Her kuruluş ve herkes mutlaka pazarlamayla ilişkili çeşitli etkinlikler içinde bulur kendisini.


Posted in Genel

21.YÜZYIL’IN ÜNİVERSİTE MODELİ OLARAK GİRİŞİMCİ ÜNİVERSİTELER

Mar 23
Yorumlar

Merhaba sevgili dostlar,

Geçen yılın sonlarına doğru çok değerli bilim adamı Prof. Dr. Can Aktan Bey, editörü olduğu bir kitap için benden bir çalışma istedi. Ben de böyle nazik bir daveti kıramadım ve girişimci üniversite konusunda son gelişmeleri de içeren güncel çalışmalarla yeni bir makale yazmayı kabul ettim.  Aslında ben, bu konudaki görevimi yerine getirdiğimi düşünerek girişimci üniversite konusunda yeterli çalışma yaptığım kanısındaydım. Bana yeniden bu konuda düşünmeyi, sorgulamayı ve üretmeyi sağlayan bir ortam yarattığı için Can Bey’e ve Yaşar Üniversitesi’ne çok teşekkür ediyorum.

Kurumsal, ulusal ve küresel baskılar altında kalan üniversiteler, daha dinamik olmaya zorlanmakta ve diğer ülkelerdeki benzerleri gibi girişimcilik kuramı ve uygulamalarını keşfetmeye, öğrenmeye ve böylece varolan yeteneklerinin ötesinde, yeni fırsatların yaratılmasına çalışmaktadırlar. Girişimcilik ve üniversite kavramlarının bilinçli ve yeni bir bakış açısından ele alınıp incelenmesi ve uygulanması çok eskilere dayanmamaktadır. Son yıllarda önemi daha çok artan “üniversitelerdeki girişimcilik” konusunda çok farklı yaklaşımlarla karşılaşılmaktadır.

Yeni oluşumları gerektiren değişim baskıları, ekonomiye ve sosyal kalkınmaya yararlı olabilecek bilgi üretimini ve bunu kullanabilecek olan sanayi ile işbirliğini zorunlu kılıyor. Üniversiteler, yüksek kalitede insan gücünü eğitme görevleri yanında, bilgi üreten ve yayan kurumlar olma yönünde büyük bir değişimi yaşıyorlar. Aynı zamanda, ülkenin rekabetçi gelişme stratejilerinin yaratılması ve gerçekleştirilmesinde önemli oyuncular olmaya başlıyorlar. Tam da bu dönüşüm ve oluşum sürecinde, girişimci üniversite modeli tüm ülkelerin dikkatini ve ilgisini çekmektedir. Ülkemiz yüksek öğretiminde de yeni ufuklar ve fırsatlar yaratacak bir yaklaşımı belirlemek ve bilinçli biçimde uygulamak kaçınılmaz olmaktadır.

Yazının tamamını okumak için tıklayın: girisimci-universite_son.doc.

Yayınlandığı yer: ODABAŞI Yavuz, “21.Yüzyıl’ın Üniversite Modeli Olarak Girişimci Üniversiteler”, Değişim Çağında Yükseköğretim Global Trendler-Paradigmal Yönelimler, (Editör:Coşkun Can Aktan), (İzmir:Yaşar Üniversitesi Yayını, 2007), s.117-133.


Posted in Genel

FUAR STANDLARINDAKİ DENEYİME YOLCULUK

Dec 11
4 Yorum

Merhabalar,

Bu seneki fuar standlarıyla ilgili ikinci yazım Kasım ayında çıktı. Yapı Endüstri Merkezi’nin her yıl çıkarttığı “Fuar Stand Tasarımı 2007″ kitabı için istenen bu yazı için yaptığım çalışmadan büyük bir haz aldım. Benim için de eğitici ve bilgilendirici oldu. Bu konudaki birikimimi de blogumda sizlerle paylaşmak istedim. Yeni bir konu ve yazıda buluşmak üzere esen kalın. 

Günümüzde, iyi tasarlanmış bir fuar standı pazarlama iletişiminde müşterilere şirket ve marka değerini, imajını da iletmede önemli işlevler yüklenmektedir. Fuar standı, sadece sergileme amacı olmaktan ve tek yönlü bir yapıda ürün ve hizmetlerin farkedilmelerine, algılanabilmelerine yönelik görevler üstlenmenin ötesine geçen bir anlam ve yapıya bürünmüştür. Pazarlama iletişiminin önemli bir aracı olarak fuar standları, tasarımlarındaki işlevsellik ve estetik kaygıların yanında, müşteriler ve davranışlarını olumlu etkileyebilme yetenekleri açısından da önem kazanır hale gelmişlerdir. Bir başka deyişle, “ziyaretçi odaklı”ya da “pazar odaklı” olarak adlandırılabilecek  bir boyuta dönüşmenin  yaşandığı  zamanların içindeyiz. Burada,önemli ve öncül olan müşterilerin beklenti ve ihtiyaçlarının eskisinden daha ön plana çıkartılması ve buna duyarlı olunmasıdır.YANITLANMASI GEREKEN ÖNCÜL SORULAR

Fuar standlarının başarılı, etkin ve ekonomik açıdan değerlendirilmelerinin gerçekleştirilebilmesi için, şirketler öncelikle fuarlara neden katıldıkları sorusuna yanıt verebilmelidirler. Bunun çok çeşitli yanıtları arasında; rakipler katılıyor, kendimizi göstermeliyiz, satış gerçekleştirmeliyiz, satış dışı iletişim beklentilerimiz de var gibi bilinen somut beklentiler olabilmektedir.
Bu konuda, diğer önemli bir soru da, katılma kararı verdiğimiz fuarlarda şirket olarak hangi mesajları iletmek istiyoruz? Şirketimizle ilgili olarak;kim olduğumuz,ne olduğumuz,nasıl bir iş anlayışına sahip olduğumuz,neler yaptığımız hakkında güçlü,tutarlı,açık mesajların aktarıldığının  farkında olabilmeliyiz. Biliyoruz ki standlar ; marka kişiliği,değeri ve imajı hakkında sözcüklerin görsel ve işitsel olarak iletildiği yerlerdir.Bu öneminden dolayı,verilecek mesajların şirketin genel pazarlama iletişimi ile uyumlu,tutarlı ve bütünleşik  olarak uygulandığından emin olmayı gerekli kılıyor . Özellikle mesaj ve imaj bütünlüğüne çok dikkat edilmelidir. Örneğin; stand personelinin söyledikleri, standdaki afiş ve tanıtım broşürünün her biri ayrı telden çalıyorsa, bu ziyaretçinin kafasını karıştırmak ve kuşku duymasına neden olmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Şirket  ya da markaya  ilişkin her bir unsurun bir mesaj aktardığının bilincinde hareket edilmelidir. Öyle ki standın renginden, stand görevlisinin giysine, kullandığı sözcüklerden tanıtım şekline değin herşey ziyaretçilere kurum kimliğiniz ve imajınızla ilgili bilgi verir. İşte bu nedenledir ki stand görevlileri önceden titizlikle seçilmeli ve eğitilmelidirler.
Fuar standları, yoğun ve doğal bir bilgi alışverişi ortamı oluşturduklarından dolayı, gün geçtikçe daha çok marka kişiliği ve imajları ile ilgili mesajlar aktarıyorlar ve şirketlerin fuarlardaki yansımaları olmaktadırlar. Günümüzde, mesaj bombardımanı ve kirliliğinin yarattığı mesaj karması karşısında , tüketiciler ve müşteriler bunlara karşı filtre koyarak ya da tamamen kendilerini kapatarak  korunmaya çalışmaktadırlar. Benzer biçimde, uygun olmayan bilgi ve mesajların da fuar standlarında ilgi yaratamayacağı bilinmektedir. Bu nedenle, buralarda yüzyüze ve canlı bağlantı kurmak ve etkin  iletişimi gerçekleştirmek şirketler için büyük fırsatlar yaratmaktadır.Özgün olmayan,yeni bir şeyler içermeyen,heyecan yaratmayan mesajların etkin oldukları söylenemez. Araştırmalar ürün sergileme ve sunumlarının, aktarılan mesajların  ziyaretçilerin standı hatırlamasında önemli faktörler olduğunu göstermektedir. Eğer şirketler,  ziyaretçilerin dikkatini çekmek ve iyi izlenimlerle hatırlanmak istiyorlarsa, durağan görünüşlü standlarla bunu başarmanın zor olduğunu unutmamalıdırlar. Aslında , standlar da mağazalar gibi bir atmosfere sahiptirler ve bu atmosfer dikkatle yönetilmelidir. Nasıl ki bazı mağazaları bize sundukları ortamları, güler yüzlü, ilgili ve bilgili personeli ve yaşattıkları alışveriş deneyimi nedeniyle tercih ediyorsak, yaratılacak stand atmosferi ile de standın dikkat ve ilgi  çekerek tercih edilirliğini artırmak ve ileride hatırlanmak mümkündür.Teknolojiden yararlanarak multimedya uygulamaları ile mesajı hem görsel hem de işitsel olarak aktarma yoluna gidilebilir.
Belki de , bu iki soruyu tamamlar nitelikteki üçüncü soru, katılımcı olacak ziyaretçilerin özellikleri nelerdir ve hangi beklenti ve ihtiyaçlarını tatmin etme amaçlarıyla standlarımıza gelebileceklerini belirlemeye çalışan  sorulardan oluşur. Aslında,fuarlara katılma ve ziyaretci profilini belirlemeye çalışmak bir anlamda reklam için medya planlama gibidir. Adeta birbirleriyle yarışan iletişim ortamları gibi fuarları  da hedef kitle profiline bakarak değerlendirmeyi gerektirir.Bu konuda ;yeni ürünleri ve gelişmeleri görmek,ürün ya da  bir teknik hakkında bilgi edinmek,güncel bilgileri elde etmek,sipariş vermek  gibi ziyaretci amaçlarından söz edilebilir. Ziyaretçilerin sözü edilen  amaçları ve güdüleri  hakkında olabildiğince basılı ve gözleme dayalı bilgiler edinebilme, karar verici durumundaki yöneticiler için çok önemlidir.Elde edilecek bu bilgiler, ziyaretçi olanlar hakkında oldukça iyi ve güvenilir bir satış ipucunu  verebilme özelliğine de sahip olacaktır.Varolan ve olası müşterilerimiz fuara katılıp  bizi ziyaret edip etmediğinin analizini yapabilmek böylece olanaklıdır.

BEKLENEN YARARLAR NELERDİR ?

Öncelikle öncül soruların cevaplarını aramak, şirketlerin iyi bir fuar standı oluşturmadaki beklenen işlevlerin neler olabileceğini ve stand yönetimini belirlemeye bizi götürür. Kısa ve öz biçimde ele almak gerekirse, fuar standlarının pazarlama iletişimi ve müşteri ilişkileri yönetimi açısından üç önemli işlevinden söz edilebilir.

·    Ziyaretçileri kendine çekebilecek kadar cezbedici ve dikkat çekici olabilmelidir. Markanın ve şirketin uzantısı olarak standlar renkli ve gösterişli olmanın ötesinde doğru nedenlerle davetkar ve görünür olabilmeli, farkedilebilmelidir.

·    Şirketin ne tür bir şirket olduğunun yanında sunulacak ürünün ve markasının da açık, yalın ve öz biçimde iletilebilmelidir. Hiçbir zaman unutulmamalı ki, bir standın güzel, göze hoş gelen olmasının yanında  şirketin anlayış, kimlik ve imajının taşındığı, vurgulandığı, anlatıldığı bir giriş  kapısı olma özelliği bulunmaktadır.

·    Ziyaretçi açısından, deneyimleri hem bilgilendirme hem de etkileşim açısından zenginleştirici ve kolaylaştırıcı olabilmelidir. Sergilenen ürün ile bağlantı kurulabilmesini sağlayabilmektedir. Beklenen iş amaçlarını gerçekleştirebilmek için; kolayca erişilebilir, algılanabilir ve özellikle uzun dönemde akılda kalıp kolayca hatırlanabilmelidir. Sadece bilgi vermenin ötesinde eğlendirici de olabilmelidir. Standlara erişimdeki psikolojik ve fiziksel engellerin olmamasına özen gösterme, buraların müşteriyle yüzyüze bağlantı kurma noktası olabilme özelliğini ön plana çıkartabilmektedir.

Görüldüğü gibi, işletmenin amaçları ve beklentileri ile ziyaretçilerin beklenti ve ihtiyaçları bazı konularda uyum içindeyken ,bazı konularda uyumu sağlamak oldukça zor olabilmektedir.Ziyaretçiler ile şirket öncelikleri arasında bir uyumun sağlanabilmesi için,öncelikle ziyaretçilerin kim olduklarını iyi analiz etmek gerekiyor.Hepimizin deneyimlerinden de bileceği gibi, işletmenin iletişimini geliştirmek ve etkinleştirmek konusunda müşteriyle buluşma yeri olarak fuar standlarında,genel olarak söylemek gerekirse, iki tür ziyaretçi görünür. Bunlardan birincisi, “gezginler” olarak,hatta biraz mizahi olarak “turistler” olarak  adlandırılabilen ve etrafa göz atmak, ikramlardan, gösterilerden yararlanmak isteyenlerdir. Müşteri olabilme özellikleri yoktur ya da çok azdır, ancak broşür, kitapçık, hediyelik eşya gibi nesneleri toplamaya,edinmeye meraklıdırlar.Biraz meraktan ,biraz da oyalanmaktan ve varsa eğlenmekten hoşlandıkları için fuarları ,sergileri dolaşırlar. İkinci grup ise, “aktif ziyaretçiler” denebilecek kesimdir. İmaj geliştirme, müşteri ilişkilerini geliştirme ve sipariş alabilmeyi gerçekleştirmeye yönelik uygulamalar bu grup için önem kazanır. Bunların bir kısmı yeni müşteri olabilecek olanlardır ve bu konuda beklentilerinin karşılanmasını arzularlar. Açıklayıcı bilgiler, ürün denemeleri yanında stand elemanlarından sıcak ilgi bu beklentilerin içinde yer alır. Diğer kesim ise, varolan müşterilerdir ve markaya, şirkete ve onun çalışmalarına aşinadırlar. Stand ziyaretlerinin temel amacı, marka değerinin her zamanki gibi olduğundan ,korunduğundan emin olmak ve bunun pekiştirilmesini görme beklentisindedirler.Müşteriler ayrıca, rakiplerle şirketlerle kıyaslamak ve diğer müşterilerin davranışlarını da gözlemlemek, değerlendirmek isterler.STANDLARIN  VAZGEÇİLMEZİ : UNUTULMAYACAK  DENEYİMLER  VE  EĞLENCE

Günümüz küresel bilgi ekonomisi yeni ufukları ve uygulamaları da beraberinde getiriyor.Hizmet ekonomisinden  sonra , deneyim ekonomisi ve önümüzdeki yakın yıllarda da tasarım ekonomisi etkilerini sürdürecek.Sadece ürün tasarımındaki özgürce yaratılacak  ve sonsuza dek uzanabilecek seçenek bollukları  değil,satış ve alışveriş deneyiminin hoş,zevk veren ,uzun süren olumlu etki yaratan biçimde tasarlanması ve böylece rakabetçi üstünlüklerin yakalanması sözkonusu olabilmektedir.
Araştırmalar göstermiştir ki,sadece ürün hakkında bilgi vermekle yetinmeyip, ürünü göstermek, denenmesini sağlamak ve böylece müşterilerde “ürün deneyimi”ni eğlenceli biçimde gerçekleştirmek ,müşterinin kalbini ve aklını kazanmanın önemli bir yoludur. Ürün deneyiminin, eğlenceli bir ortamda kazandırılması çalışmaları, günümüz pazarlama iletişim stratejilerinin çok önemli bir parçası, boyutu ve uygulama alanını oluşturuyor.Fuar standını  bir karnaval ve eğlence alanı haline getirebilmek için,güzel, göze hoş gelen ,zevkli bir ortam tasarlamak oldukça yaratıcı ve özgün çalışmaları gerektirir. Bu boyutuyla,şirketlerin reklam uygulamalarıyla bütünleşik ve onları destekleyen, pekiştiren nitelikte olabilen fuar standları çok geniş bir açıdan bakılan bir tasarımı gerektiriyor. Örneğin, bir içecek standında, sadece içeceğin ne olduğu ve nasıl içileceğini filmlerle, broşürlerle göstermek ve anlatmak yararlı olabilir mi? Ürünü denetmek, güzel bir deneyimi yaşatmak ve insanlarda ileride güzel ve hoş biçimde hatırlanabilecek anılar yaratmak amaçlanabilmelidir.Ürün ve dolayısıyla marka kimliği ile müşterinin kendisini ilişkilendirmesini kolaylaştırmak için ortam sağlanmaya çalışılır. Bu amaçla; eğer bir otel odası, güzellik salonu ya da akıllı sınıf gibi mekanlar sergilemek istiyorsak bunların benzerlerini oluşturarak; reklam filminin , grafiklerin, resimlerin , katalogların ötesinde standları dikkat ve ilgi çekici deneyim alanları haline getirebilmek olanaklı. Doğrudan ürün ve hizmetle bağlantı kurabilen, etkileşim içerisinde kendini bulabilen müşteriler için standlar cazip hale gelir, ürün ve şirketin hatırlanır olmasının sürdürülebilmesi ürün gösterisi ve etkileşimi uzun süren bir etkiye sahip olabilmesi, müşteri sadakati yaratmada da önemli bir görev üstlenir.

Başarılı bir fuar, standının yaratılabilmesi ve gerçekleştirilebilmesi, hem nitelik hem de nicelik olarak şirket ile ziyaretçi arasında yaratılabilecek olumlu deneyimlere ve etkileşimlere bağlı olacaktır.Uzun bir dönem belleklerde kalabilecek ve anlatılabilecek olumlu bir deneyim yaratımının, farklılık oluşturulabilecek  alanların başında geldiği zamanlardayız. İki kesim arasında oluşturulacak daha etkin bir etkileşim daha başarılı bir fuar tasarımı ve yönetimi anlamını taşımaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

Catheriene Chetwynd, “Chracter Traits” ,Marketing Week ,Haz3,1999,s.41.
“Exhibition Design:Getting Yourself Noticed”, Marketing Week-Special Report- , Haz. 8,2004,s.37.
Charlotte Goddard,”Brand Make A Stand”, Marketing , Ocak14,1999,s.25.
Sarah McCarthy,”Stand Thar Deliver”,Marketing Week,Nisan 10,1997,s.55
Cramp Beverly,”Standing Out From The Crowd”,Marketing,Mayıs18,1995,s.14.
Rooma Roshnee Ramsaran Fowdar,“Industrial Trade Shows: A Study of Related Activities”,IIMB Management Review, Eylül 2004,s.44-54.
F. H. Rolf Seringhaus and Philip J. Rosson. “Firm Experience and International
Trade Fairs”, Journal of Marketing Management, 2001, 17, 877-901.
Mark A. Hart, “Boosting the impact of new products at trade shows- Some suggestions on how to do that”,  VisionsMagazine, July 2004.

“Fuar Standlarındaki Deneyime Yolculuk”, Fuar Stand Tasarımı, 2007 Katalogu, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, Sayı.125, İstanbul, Kasım 2006, s. 9-12

<!–[endif]–>

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>


Posted in Genel

Değişimin ve Dönüşümün Aracı Olarak Girişimci Üniversite

Sep 06
Yorumlar

3-4 Ekim 2005 tarihinde Akdeniz Üniversitesi’nin düzenlediği Üniversitelerde Stratejik Planlama Sempozyumu’nda Girişimci Üniversitelere Doğru Stratejik Dönüşüm başlıklı bir konuşma yapmıştım. Bu konuşmam oldukça çok ilgi çekmişti. Daha sonra, bir başka dergi bu konuşmamı bir makale halinde yayınlamayı teklif etti. Makalenin yayınlandığı dergi bu ay çıktı. Ben de sizlerle oldukça önem verdiğim bu konuyu paylaşmak istedim.

Makale oldukça uzun olduğu için aşağıda çalışmanın sadece kısa bir özetini veriyorum. Makalenin tamamına, metnin sonunda yer alan linkten ulaşabilirsiniz.

Üniversiteler, çok değişkenli bir yapının etkisinde yeni çağa uyum sağlamaya çalışıyor. Gelişmiş ülkeler bu uyumu sağlamak için “girişimci üniversite” uygulamasına yönelmiş bulunuyor. Küresel, ulusal ve kurumsal etkilerin tüm baskılarını hisseden ülkemiz üniversiteleri için de “girişimci üniversite” modeli değişim ve dönüşüm için bir araç olabilir. Girişimcilik kavramı, Schumpeter’ın açıklamalarından bu yana büyük gelişmeler ve yeni özellikler kazanmıştır. Kar amacının geri planda kalıp, risk alma, yaratıcı ve yenilikçi olma özellikleri günümüzün bilgi toplumlarındaki üniversite modelinin özünü de oluşturmaktadır. Kamu, devlet, kurumsal, sosyal ve iç girişimci özelliklerinden ülkemiz uygun bir model çıkartabilmelidir. Böylece;verimli, yenilikçi, yaratıcı, saydam ve kalite odaklı üniversitelere dönüşebilmek, uluslararası rekabette hak edilen yere gelebilmek olanaklıdır.

Makalenin tamamı: degisimin-ve-donusumun-araci-olarak-girisimci-universite.doc

Yayınlandığı yer: Odabaşı, Yavuz (2006), “Değişimin ve Dönüşümün Aracı Olarak Girişimci Üniversite”, Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, s. 87-104


Posted in Genel

PAZARLAMA LOKOMOTİFİNDE GEÇMİŞTEN GELECEĞE YOLCULUK

Jul 04
6 Yorum

Merhaba Dostlar,

Çok sevdiğim ve beğendiğim bir yazımı sizlerle paylaşmak istedim.Daha önce yayınlandığı halde ,geniş kitlelere ulaşamayan bu yazı için oldukca çok istek alıyorum. En azından ,herkese ulaşamayacağım için ,bu yolla paylaşmayı arzu ettim.Umarım,sizler de beğenirsiniz.

1960’larda Mehmet Oluç Hoca “Pazarlama” sözcüğünü ulusal bilim dilimize armağan ettikten bu yana, hem uygulamada hem de kuramsal yapıda oldukça önemli aşamalar geçildi. Şirketlerimizdeki “ticaret ve satış” bölümlerinin “pazarlama” bölümü haline gelmesi çok kolay olmadı. Kimileri pazarlama sözcüğünün sihirli gücüne inanarak kurtuluşlarını sadece bu sözcüğü kullanarak gidermeye çalışırken, kimileri gerçekten pazarlamayı olması gerektiği gibi uygulamaya soyundu. Bugün, ikinci gruptaki şirketler ve yöneticileri ülkemizi ekonomik krizden çıkartmada lokomotif görevi görüyor.

Pazarlama bilimi ve uygulamasının ülkemizdeki yeri ve konumu gelecekte çok daha iyi durumda olacağımızı bize müjdeliyor. On yıl kadar önce, araştırma tekniklerinden niteliksel araştırmayı tartışmaya ve uygulamaya çalıştığımızda oldukça önemli tepkiler alıyorduk. Bugün; Fokus çalışmaları, derinlemesine mülakat, kritik olaylar tekniği sıklıkla kullanılan ve pazarlama sorunlarının, uygulamacılarına katkıda bulunmayı sürdürüyor.

Kısaca, geçmiş on yıldaki alanımızı ilgilendiren gelişmeler şöyle özetlenebilir:

  • Yerli ve yabancı “guru”larla tanıştırıldığımız yıllar,

  • Yeni bilgisayar teknolojisine uyum sancıları,

  • Kriz dönemlerinde yaşama mücadelesi,

  • Yerli mesleki dergi ve kitap sayısında artışın başladığı,

  • Alanda eğitim görenlerin gözle görülebilir bir sayısal ve etki üstünlüğü gösterdiği.

 

Dünya’da da olduğu gibi alanımızda çok değişik isimlerle yeni moda kavramlar ortaya atılıyor. Bunların yenilik yapma ihtiyacı ve coşku yaratma gibi olumlu etkilerine inanmak gerekiyor. Bu trend gelecekte de sürecek gibi. Sadece, biraz daha dikkatli ve seçici olabileceğimiz kesin. Gerçek anlamda “yenilik yapma”, “yaratıcı çözümler” üretmek önümüzdeki yıllarda bizleri oldukça meşgul edecek ve heyecanlandıracak. Dünya markası olan markalarımızın sayısını arttırmak ve ülkemizi bir marka olarak Dünya platformuna oturtmak zenginleşebilmemiz için kaçınılmaz görünüyor. Böyle bir misyonu gerçekleştirebilmek için, kavramsal gelişmeleri izlemenin yanında özgür ve özgün düşüncelere değer veren, taklitten uzaklaşan bir eğitim ve uygulama anlayışına geçmemiz gerekiyor.

 

Özet olarak söylemek gerekirse önümüzdeki çeyrek yüzyılda beklenen gelişmeler kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Ekip çalışması ve yaratıcılığın gelişmesi,

  • Etik ve ahlak kavramı ve uygulamalarının gelişmesi,

  • Elektronik ortamın kullanımının yaygınlaşması,

  • Değer yaratan pazarlama anlayışının gelişmesi,

  • Marka yaratma çabalarının yoğunlaşması,

  • Kültürlerarası yaklaşımın öneminin hissedilmesi.

Türk pazarlama sistemi, hem eğitim hem de uygulama alt sistemleri, elektronik ortama daha yaygın biçimde geçmiş ve bilişim teknolojisini en üst düzeyde uygulayan bir yapıya on yıllık bir süre içerisinde geçebilmiş olacaktır. Dünya standartlarını bu alanda kesinlikle yakalayabileceğimizi söylemek kahinlik olmasa gerek. İstatistik ve ölçme konularında bilgisayar destekli uygulamalar daha doğru ve çabuk karar almayı gerçekleştirebilecek objektif verileri yöneticilere sunabilecektir. Uygulamacılar ile kuramcılar arasındaki düşünce, uygulama farkları giderek azalacak ve iki kesim de birbirleriyle daha fazla iletişim ve etkileşim kurmaya özen gösterecektir. Geleneksel pazarlama iletişimi ortamları yanında Internet ortamındaki uygulamaları ilk sıralarda görmek kaçınılmaz olacaktır. Özellikle, pazar araştırma ve reklam&halkla ilişkiler ajanslarının uzmanlıklara doğru yönelmelerinin hızı artacaktır. Örneğin, sadece çocuk pazarında, genç pazarında uzmanlaşmış kuruluşlara rastlamak daha sıklaşacaktır.

Önümüzdeki dönemlerde, pazarlama lokomotifimizi biraz zorlayabilecek konuların başında “etik ve ahlak” ile ilgili değerler alacak. “Satalım da nasıl satarsak satalım” ve “Amaca ulaşmak için, her yol mübahtır” türündeki uygulamalardan arınmak kolay olmayacak. “Ucuza üret, ucuza al, ancak pahalıya sat” paradigması yerini “ucuza üret, ucuza al, makul fiyata sat”a bırakacaktır. “Müşteri saç teli gibidir, kestikçe uzar” anlayışı ve uygulaması tarih olacağa benziyor. Böyle bir değişim, şirket ve çalışanların kültürlerindeki radikal değişimleri de kaçınılmaz kılacaktır.

Pazarlama lokomotifimiz, matematik konusunda tren problemlerindeki soğuk ve aklın tek boyutluluğundan, içinde duygu ve etkileşime de önem veren uygulamaları geleceğe doğru taşıyor. Elektronik ve akılcı ilişkilerimiz, uygulamalarımızın yanında insancıl ilişkilerimiz uygulamalarımız artan biçimde sosyal pazarlama, amaca yönelik pazarlama alanlarında kendini hissettirecektir.

Az kalsın unutuyordum.Özellikle Anadolu’daki yeni nesil pazarlama yöneticileri ,aile şirketlerini lokomotife takıp uluslararası arenaya taşıyor.Bunu yaparken,eğitimlerine ve Dünya’yı tanımalarına güvendikleri,risk almaktan korkmadıkları çok açık .Pazarlama sözcüğü ve kavramı olumsuzdan olumluya doğru gidecek ve gereken yerini alacaktır.Yüzyıllardır ticaretin kötülendiği,aşağılandığı topraklar da yakın bir gelecekte küresel pazarlamaya yön vermede etkili olabilecek genç yöneticiler yaşayacaklar.Ancak,şimdilerde olmayan profesyonel meslek kuruluşlarının yakın bir gelecekte var olabileceğini ve meslek koşullarının belirlenip uygulanması konularında büyük gelişmeler olabileceğini zannetmiyorum.

Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğinde; kendi pazarlama modellerini kuran, uluslararası markalarını çıkartan, bilim ve teknolojiyi üst düzeyde kullanan, genç ve yaratıcı uygulamacıların varlığına şahit olacağımız kesin. Bunlar, şimdiki lokomotifin penceresinden görünenler.

 

ODABAŞI Yavuz, Pazarlama Lokomotifinde Geçmişten Geleceği Yolculuk”, Marka Dolu Marka (Der: Hakan Tuncel), (İstanbul: Kapital Medya , 2003), s.47-51.

 

 


Posted in Genel

Açık Kapı

Jun 09
3 Yorum

Dostlar,

Uzun zamandır düşündüğüm ama benim için çok karmaşık gibi gözüken bu blog dünyasına, gençlerden aldığım yardımlarla, nihayet ben de merhaba diyorum.

Burada neler görmek istediğiniz konusunda sizlerin de fikirlerini öğrenmek isterim. Yorumlarınızı bekliyorum.

Çok kısa bir zaman sonra yazılarım başlayacak.

Sevgilerimle.

Yavuz Odabaşı 


Posted in Genel

Yazar Hakkında

Dostlar, Anadolu Üniversitesi, İşletme Fakültesi öğretim üyesiyim. Çok sevdiğim pazarlama konusundaki birikimlerimi ve düşüncelerimi hem uygulamacılarla hem de akademisyenler ve öğrencilerle paylaşmak için Açık Kapı'yı oluşturdum. Açık Kapı, isminden de anlaşılacağı gibi herkese açık... Yavuz Odabaşı Bana ulaşmak için: yodabasi@anadolu.edu.tr

Ara

Gezinim

Kategoriler:

Bağlantılar:

Arşiv:

Beslemeler