Açık Kapı

YÜKSEKÖĞRETİM KÜRESELLEŞİRKEN

Jul 03
Yorumlar

Yale Üniversitesi rektörü Richard Levin’in üniversitelerin küreselleşmesi üzerine yazdığı ve Newsweek dergisinin 21 Ağustos ,2006 tarihli sayısında çıkan  yazının üzerinden bir yıl geçti. “Gerçek bir küresel üniversite” iddiasında bulunan ve bunu gerçekleştirmek için kapsamlı bir plan ortaya koyup yayımlayan bir üniversite rektörü olarak, üniversitelerin hem uluslararası rekabet aracı hem de barış aracı olduğuna inandığını belirtmekteydi. Günümüzde her kültürden farklı  öğrenci arayışına girmek, küresel kariyerleri edinebilmek için kendi öğrencilerini yurtdışına göndermek, karşılıklı bağımlı olunan dünyayı anlamaya yönelik dersleri sunmak ve insanlığın  ortak yararlanacağı araştırma programları geliştirmek , küresel üniversite olmak için gerçekleştirilen uygulamalar olarak kabullenilmektedir.

Yazara göre küreselleşme, birçok şeyin yanında araştırmaların yapılış biçimini de değiştiriyor. Endüstri   Devriminden  bu yana, teknolojik gelişmeler, ekonomik büyümenin ve yaşam standartlarının temel kaynağını oluşturmakta. Ancak, rektör Levin’e göre; geçen yarım yüzyıldır , teknolojik gelişmeler büyük bir oranda  kamu ve özel kesimin önceden yaptığı yatırımların ve bunların uygulamaya dönüşümüne bağlı kalmaktadır. (more…)


Internet,Üniversiteler,Değişim

Oct 13
Yorumlar

17 Temmuz tarihli Referans gazetesinde David Judson’ın köşesinde aktardığı haber ve yorum, üzerinde düşünmeyi hak ediyor. Yorumda, elit okul tekelinin kırılması konusunda A.B.D.’ de yapılan son araştırmalardan birinin sonuçları özetlenmiş.

Araştırma, “Elit üniversiteler rekabetçiliklerini kaybediyor mu?” başlığını taşıyor ve Michigan ve Harvard üniversitesinden araştırmacılar tarafından gerçekleştirilmiş (www. nber.org/papers/w12245). Buna göre; A.B.D.’de 1970’lerde geçerli olan elitizm kavramı, 1980’lerde önemini kaybetmeye başlamış ve 1990’lardan bu güne ise bir etkisi kalmamış. Bir diğer önemli vurgu ise , kültürel boyutta verimli olmayan akademisyenlerin sistemde var olduklarında, diğerlerini üretkenlik konusunda olumsuz etkilemeleri.
Üniversitelerimizin yapılanmaları konusunda yükseköğretim stratejisi taslağının hazırlanmasında, biz Türk akademisyenlerinin de bu konularda yansıtma yapabilmelerini sağlayacağını düşündüğümüz bu çalışmada, üniversitelerdeki büyük dönüşüm ve değişimin nedenleri olarak şunlar gösterilmektedir:

* Üniversiteler fiziksel bir mekan olmaktan çıkıyor. Bunun en önemli nedeni ise Internet ve bilgi teknolojilerindeki ilerleme, gelişme ve yaygınlaşmalardır. Uzaktan işbirliğinin kolaylaşıp artması, hem maliyet hem de teknik olarak olanaklı hale geldi. Artık, araştırma yapıldığı yerde fiziksel olarak bulunma ve etkileşim önemini kaybediyor. Böyle bir gelişmenin sonucunda, ortak yapılan çalışmalar çoğalmaya başlıyor.

* Önemli bir diğer neden ise, yüz yüze iletişim ihtiyacının ortadan kalkması sonucu, elit üniversitelerin en büyük üstünlüğü olan ,en iyi öğretim üyesini elinde tutma üstünlüğünün hızla ortadan kaybolmasıdır. Artık en iyi hoca istenilen koşullar karşılığında sınıfınızda, laboratuarınızda, büronuzdadır.

Üniversite, kendisi için en iyi insanı ararken, insanların da kendileri için en iyi ve en uygun üniversiteyi arayacakları çok açık biçimde bilinmektedir. Bu ikili yapı, üniversitelerin etkileşimlerini,etkilerini aşağıya ya da yukarıya doğru oynatabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, öğretim üyeleri için dört durumdan söz edilebilmektedir.

1. Deneyimli profesörler kendilerini “huzurlu bir şekilde” emekliliğe hazırlayacak daha az rekabetçi yükseköğretim kurumlarına yöneliyor. Sonuçta, gidilen kurumdaki çıktılar da bu durumdan olumsuz biçimde etkilenip huzur ve rehavet gösterebiliyor.

2. Genç araştırmacılardan sürekli artan bir performans beklendiği için, daha kolay şartların olduğu yükseköğretim kurumlarına doğru kayıyor. Gidilen kurumdaki performans olumsuz biçimde etkileniyor.

3. Üniversiteler, çok üstün nitelikli beyinler için iyi bir ortam hazırladıklarında, elit okulların etkisini azaltıyor. Nitekim ülkemizde yıllardır hüküm süren üstünlüklerin öğrencilere verilen bilgisayarlar, öğretim üyelerine sağlanan araştırma olanaklarıyla dönüşüme uğradığı biliniyor.

4. Elit üniversitelerde çalışanların daha ileriye gidebileceği bir yer olmayınca doygunluk sonucu güdülenme azalmaya başlıyor. Dolayısı ile sistem olumsuz etkileniyor.

Araştırmanın sonucuna göre tüm bu değişimdeki ana etken, “internet” devrimi ya da genel olarak “bilgi teknolojisi” dir. Bu değişimin, ülkeleri ve şirketleri de etkileyeceği beklenmektedir. Teknolojide öncü ve lider olan ülkeler, bölgeler, şirketler rekabetçi üstünlüklerini sürdürmede zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Küresel dünya;bilgi teknolojilerindeki gelişmelere, hızlı, kolayca ve düşük maliyetlerle erişebilmeyi sağlamaktadır.

UZAKLIKLARIN YAKINLAŞMASI

Ülkemizde de üniversitelerde küresel oyuncu olacak bir yapılanma ile küresel evrime ayak uydurmaya yönelik değişim şart görünüyor. Geleceğin dünyasında, söz sahibi olmak ve rekabetçi konuma gelmek isteyen ülkemiz açısından , sözünü ettiğimiz araştırma ve sonuçları çok önemli ipuçları veriyor. Ülkeler, bölgeler ve üniversiteler arasındaki büyük farklar ve engeller ortadan kalkıyor, varolan uçurumlar kapanıyor, koşullar eşitlenmeye doğru hızla ilerliyor.Araştırmalarda ve eğitimde “coğrafyadan bağımsız” ya da “mekandan bağımsız” olarak adlandırılabilecek bir yapılanmayla,ucuz ve hızlı biçimde,verimlilik,etkinlik sağlanabiliyor.
Bu yeni küresel dalgada, bilgiyi edinme ve saklama eğiliminin bir üstünlük olmadığı çok açık. Ülkemizde de fark edilen ve birbirinden habersizce yapılmakta olan çabaların bir bütünlük içerisinde etkileşimli biçimde yapılması büyük fırsatların yaratılmasını sağlayacaktır.Eğitim ve araştırmalarda ,sadece insan kaynaklarındaki hareketlilikler değil,eş zamanda araştırmacılığın ve bilginin de paylaşılması konusunda projelere büyük ihtiyacımız var. Daha önce fırsat olmayan yaratıcılık ,yenilikcilik gibi hemen hemen herşey birer fırsat olabilme olanağını taşıyor. Bilgiye erişimin kolaylaşması, bundan katma değeri yüksek yenilikler üretebilmeyi gerekli kılıyor rekabet için. Kısaca, büyük ve erişilmez olan dağlar, yerlerini bilgi odaklı küçük ekip tepeciklerinin yaratıcılıklarına bırakıyor.
Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi, Yıl:20, Sayı:1019, 29 Eylül 2006, s:20-21
Prof. Dr. Yavuz Odabaşı

Anadolu Üniversitesi

İşletme Fakültesi

yodabasi@anadolu.edu.tr

Prof. Dr. H. Ferhan Odabaşı

Anadolu Üniversitesi

Eğitim Fakültesi

fodabasi@anadolu.edu.tr


GELECEĞİN YOLUNU ARAYAN ÜNİVERSİTELER

Jun 21
Yorumlar

Küreselleşmenin önemli sonuçlarından  biri olan sınırların ortadan kalkması gibi ülkeler arasında sermaye ve işgücünün serbest dolaşımının yanısıra  bilginin, akademisyenlerin, öğrencilerin  dolaşımı  da serbestleşiyor. Uluslararası yükseköğretim pazarında ülkeler arasındaki mesafelerin ortadan kalkması ise rekabeti ve değişimi körüklüyor. Belki de bu değişimin en güzel yansımasını veren 10 Eylül 2005 tarihli Ekonomist dergisinin yaptığı çalışma sonuçlarına göre:

(more…)


AVRUPA BİRLİĞİ YOLUNDA ÜNİVERSİTELER

Jun 21
2 Yorum

17 Aralık 2004 tarihinde Brüksel’de yapılan toplantı sonucunda , Türkiye ile AB resmen katılım müzakerelerini başlatma kararı alındı. Türkiye ile AB arasında yürütülecek müzakereler arasında eğitim ve araştırma alanlarının  da olduğu biliniyor.  Müzakere başlama tarihinin 3 Ekim 2005 olarak alınması bu konulardaki çalışmaları ve gelişmeleri daha ön plana çıkartmış bulunmaktadır. Eğitim süreçlerinde ülkemizin de bir parçası olduğu ve gerekli adımları atarak Bologna – Prag – Berlin süreçleri ve kararları içerisinde yer alması AB için bir uyumlaştırma ve bütünleşmeyi sağlamaya yönelik bir davranıştır. 1999 yılında 29 Avrupa ülkesinin Eğitim Bakanları, Bologna Bildirgesini imzalayarak Avrupa Yükseköğretim alanını 2010 yılından önce oluşturmayı kararlaştırmıştır.Bundan iki yıl sonra yeni katılımlarla birlikte  Eğitim Bakanları Prag’da toplanarak Bologna Bildirgesini genişletme kararı vermişlerdir. Üçüncü toplantı Berlin’de gerçekleşmiş ve bazı  alanlarda  önemli gelişmeler için hızlandırma kararı alınmıştır.Bu yılın Mayıs ayında Norveç’in Bergen kentinde konferansların dördüncüsü yapılarak   yaratıcı , rekabetçi performansa dayalı değişim hızlandırılmaya çalışılmaktadır. Ülkemiz yükseköğretim sistemi gerek YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı, gerekse Üniversiteleri ile Socrates ve Erasmus, Leonardo da Vinci ,Youth gibi programlarla, Çerçeve Programları ,Avrupa Kredi Transfer Sistemi (ECTS) ,Kalite  Güvencesi gibi  uygulamalar ile AB’yle bütünleşmeye yönelik çalışmaları yürütüyor. 17 Aralık zirve kararlarının bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştıracağı ve hızlandıracağı çok açık. 

(more…)


GİRİŞİMCİ ÜNİVERSİTELERE DOĞRU

Jun 21
Yorumlar

Son yıllarda yükseköğretimde yeni açılımlar konusunda ülkemizde başta yeni YÖK yasa tasarısı olmak üzere birçok görüş ve öneri üzerinde tartışmalar sürüyor. Ülkemiz yükseköğretim sistemi Cumhuriyet kurulduğundan bu güne kadar üç önemli değişiklik geçirmiş bir özelliğe sahiptir. Bunlardan birincisi 1933 yılında gerçekleştirilen reformdur. Bu reform eğitim, öğretim bilim ve araştırma çalışmalarının çağdaşlaşması amacını taşımaktaydı. Bu yılda başlayan düzenlemeler ile ülkemiz yükseköğretim sistemi “Modernleşme” sürecine girerek çağdaş ülkeler ile eğitim, öğretim ve araştırma alanlarında aramızda bulunan açıklığın giderilerek ekonomik kalkınmamıza destek sağlanması amaçlanmıştır. İkinci önemli yapısal ve yasal değişiklik 1963 yılında gerçekleştirilmiştir. TÜBİTAK’ın kurulduğu o dönemin gerekleri ve dünyadaki gelişmeler göz önünde tutularak yapılan yükseköğretim reformunu “Yönetim Özgürlüğü” ve “Demokratikleşme” olarak adlandırabiliriz. Üçüncü önemli değişiklik 1981’de gerçekleştirilen YÖK yasası ile başlayan uygulamalardır. Hem yasanın ruhu ve içeriği, hem de uygulamaları göz önüne alarak bu dönemi “Akademik Dünyanın Merkezileşmesi ve “Bürokratikleşme” olarak adlandırmak olanaklıdır. Bu dönem; bütün sıkıntıları, faydaları, zararları, savunanları, eleştirenleri ile birlikte kısmen de olsa değişerek sürmektedir, ancak yeni bir dönemin başlangıcının da doğuş sancılarını içermektedir. Nitekim, Türk yüksek öğretiminde yaşanan tüm bu gelişmeler, genç bir cumhuriyetin önce modernleşme, batıya uyma, daha sonra ise kendi bağımsızlığını kurmaya çalışma sancıları olmuştur.

(more…)


Yazar Hakkında

Dostlar, Anadolu Üniversitesi, İşletme Fakültesi öğretim üyesiyim. Çok sevdiğim pazarlama konusundaki birikimlerimi ve düşüncelerimi hem uygulamacılarla hem de akademisyenler ve öğrencilerle paylaşmak için Açık Kapı'yı oluşturdum. Açık Kapı, isminden de anlaşılacağı gibi herkese açık... Yavuz Odabaşı Bana ulaşmak için: yodabasi@anadolu.edu.tr

Ara

Gezinim

Kategoriler:

Bağlantılar:

Arşiv:

Beslemeler