Açık Kapı

Ben seçmenim, hem akıllıyım hem de duygusal | Jul 16th 2007

Daha önce Sabah Business dergisinde yayımlanan çok sevdiğim bir yazının başlığından esinlenerek, yakın zamanda gerçekleşecek olan seçimlere kavramsal bir açıklama getirmeyi arzuladım. Akıl ve duygu birlikteliği her yerde ve her olayda önümüze çıkan bir olgu. Bunu göz ardı ederek doğru bir sosyal analiz yapılamaz günümüzde diye düşünüyorum. Sanattan pazarlamaya, tüketimden siyasete, eğitimden uluslararası ilişkilere kadar her yerde bu yaklaşım bizi daha doğru analizlere götürebiliyor. Bu çalışma da böyle bir bakış açısını içeriyor. Keyifle okumanız dileğiyle. 

Radikal gazetesinin 9 Haziran tarihli nüshasındaki köşesinde Haluk Şahin hocanın ‘Seçimde neyinizle oy kullanacaksınız?’ başlıklı yazısı her zaman tartışılan önemli bir konuyu tekrar gündeme getirdi. Erken seçim dolayısıyla hızla başlayan propaganda dönemi bu soruyu gündeme taşıyor ister istemez.

Karar verme ya da seçme süreci doğrusal bir yön izler varsayımını kabul ediyorsak, süreci oluşturan her aşamada diğerini eleyerek yol alındığını ve seçeneklerden biri tercih edilerek sürecin tamamlandığını da kabul ediyoruz demektir. Sürecin her aşamasında akılcı ve duygusal etmenler söz konusudur. Ancak, seçmenin akıl ve mantıkla hareket edeceği, duygularının sesini dinlemeyeceği uzun zamandır kabul gören yaklaşımdır. Bunun nedeni, doğru ve her zaman geçerli olanın insanın akıllı bir varlık olduğu ve ona göre mantıklı hareket ettiği varsayımıdır. Bunun tam tersini öne sürmek de duruma ve zamana göre olanaklıdır. Seçim yapılırken, sadece akılcı davranmanın yanında, duygusal ilişki, duygusal bağ, ulaşılması beklenen statü, yaşam biçimi ve bunlarla bağlantılı umutlarla öfkeler de önem kazanmaktadır.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.


Posted in Radikal

1 Yorum »

  1. Çok güzel söylemişsiniz; ancak her zamanki gibi biraz önden gitmişsiniz hocam :)

    Benim kaygım bambaşka. Özellikle satır araları okunduğunda söz edilen seçmenin azınlıkta olduğu düşünülebilir. Salt akla ya da salt duygulara yönelmeden, hem akıl hem duygu diyen ya da postmodern kaygılar gereği “miş gibi yapan” postmodern kaftanlı derebeyleri var olabilir; ancak hitap edilen kitlenin akıl, duygu ve paralelinde beğeni düzeyinde bir gelişim yaşanmaması yeğlenir böyle bir durumda. Usu gelişemeyen uslu bir toplum, feodaliteye post-modern görünüm kazandırmak için yapılan makyajın maliyetini düşürecektir.

    Comment yazan: Yavuz — Aralık 1, 2008 @ 8:31 pm


Bir şey demek ister misiniz?Yorumlar RSS URI'nin geri izlemesini yap.

    a